erotik porno türkçe porno

KÖŞE YAZISI

Yine Ermeni Meselesi, yine “Sözde Soykırım”… Yine Safsatalar, Sinir Savaşı ve başımızdan eksik edilmek istenmeyen “Demokles’in Kılıcı”…Yine buyurun “Temcid Pilavı” na….Bir türlü ayıklanamayan, belki de ayıklanmak istenmeyen 24 Nisan pirincinin taşları…
Bu haber 2014-04-29 11:18:44 eklenmiş ve 1459 kez görüntülenmiştir.

    

          NİHAT KAYA

İLAHİYATÇI BİLİM UZMANI

                                       DEMOKLES’İN KILICI

                                                    I

Yine Ermeni Meselesi, yine “Sözde Soykırım”… Yine Safsatalar, Sinir Savaşı ve başımızdan eksik edilmek istenmeyen “Demokles’in Kılıcı”…Yine buyurun “Temcid Pilavı” na….Bir türlü ayıklanamayan, belki de ayıklanmak istenmeyen 24 Nisan pirincinin taşları…

Her yıl 24 Nisan tarihi adeta demoklesin kılıcının Büyük Türk Milleti’nin ve koca bir cihan devletinin mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başında sallanmaya başladığı bir tarih olmaya devam ediyor. Peki ne oldu da bu 24 Nisan musibeti başımıza musallat oldu.. Tarih ve vesikalar diyor ki; 

Ermeniler uzun yıllar Osmanlı’nın himayesinde ticari ve ekonomik faaliyetlerle belli bir seviyeye geldikten sonra; I. Dünya Savaşı’nın zafiyet gösterilen bir döneminde kendilerini himaye eden Rusların da silahlı koruma ve desteği ile insanlık ölçülerinin çok ötesinde olaylara imza atmışlardır. Ermeni çetelerince katledilen 518 bin Müslüman soykırımından; Musul’da, Kafkaslarda, Filistin’de ve Çanakkale’de savaşırken 2o’nin üzerinde farklı yer ve zamanlarda başkaldıran, isyan eden ve düşman saflarında yer alarak himaye gördükleri, ekmeğini yedikleri, suyunu içtikleri, havasını teneffüs ettikleri, ticaret yaparak kazançlarına kazanç kattıkları, coğrafyaya ve bu coğrafyanın insanlarına ihanet eden Ermeni çetelerinden hiç söz edilmiyor…

Serhat şehrimiz Kars’ta 30 bin, Erzurum’da 20 bin, Van’da 40 bin, ve Erzincan’da da bir o kadar Türkü akla hayale gelmeyecek insanlık dışı işkencelerle şehit eden canilere, vahşice katledenlerden, çoluk-çocuk, kadın-ihtiyar demeden insanları camilere doldurarak üzerine kızgın yağ dökülmüş mandaları salanlardan, bu gün “sözde soykırım” safsatasını dillerine dolayanlar hiç söz dahi etmiyorlar.…Onları masum ve mazlum göstermek için adeta kırk dereden su getirmek gibi zorlama yolları takip ediyorlar..

Evet manzara bu iken; tarihte birçok mazlum ve mağdur insanın hamisi olan, “İnsanı Yaşat ki, Devlet Yaşasın” düsturuyla dini, ırkı, mezhebi, meşrebi, aidiyeti ne olursa olsun, himayesinde olan herkesin her zaman haklarını koruyan, bir anlamıyla kılı kırk yarar misali adaleti elden bırakmayan Osmanlı bu vahşet tablosu karşısında ne yapabilirdi?

O günün şartları içerisinde böyle bir durumda olan her milletin ve devletin yapabileceği en hakkaniyetli olan şeyi yaptı ve bütün riskleri de göze alarak “Tehcir” kararı aldı. Şüphesiz bu tehcir gerçekleşirken alınan bütün önlemlere rağmen; otoritenin tamamen iradesi dışında, organize olmayan bir takım ister istemez mukatele, yani karşılıklı öldürme kapsamına giren, ancak tamamen o günün şartlarının ve psikolojik ortamın beraberinde getirdiği istenmeyen ve arzu dahi edilmeyen bazı lokal refleksler meydana gelmiştir. Bununla beraber tehcir olayının tabiatında var olan özel şartlar çerçevesinde hiç şüphesiz bir kısım ermeni tebası da açlıktan ve hastalıktan ölmüşledir.

 “Bir olayın nedeni, bir önceki olaydır” diye, Sosyolojide bir genel kural vardır. Onun içindir ki; bu ve benzeri hadiseler tahlil edilirken; olayın bizatihi kendisi tek başına değerlendirilirse ve ”SEBEP-SONUÇ İLİŞKİSİ” göz ardı edilirse hiç şüphesiz sonuç subjektif olacaktır. Ne olmuştur da yıllar boyu koca cihan devletinin bünyesinde hiçbir problem yaşamadan ticari, ekonomik ve hayatın her alanında varlıklarını huzurlu bir şekilde idame ettiren bir teba, bir başkaldırış ve akebinde sergiledikleri insanlık dışı davranışlarıyla gelişmeler çerçevesinde tehcire mecbur bırakılmıştır. Doğrusuyla, yanlışıyla, hatasıyla, sevabıyla olayları bu seviyeye getiren gelişmeler neler olmuştur...Bunlar ne gariptir ki hep göz ardı edilmektedir. 

Devam edecek….

ETİKETLER : nihat kaya bilecik
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
     
   
Hep aynı terane
a 2014-04-30 11:39:46
ben kendimi bildim bileli bu sahne değişmedi her yıl bunlar bağırırlar bizde taş atar kovalarız. Ama bir tek Allahın kuluda çıkıpta yahu siz çanakkaleyi geçmek ve yurdu işgal etmek için neler yaptınız gözünüz körmüydü benim vatanımda işin ne demiyoruz. Adamlar dünyanın bir ucundan çıkıp dedeleri için buralara geliyor biz hala Çanakkaleyi hatırlamıyoruz kıymetini bilmiyoruz. Ey dünya senin ne işin vardı 18 Mart' ta Çanakkalede benim dedem çldü insanlık suçu işledin bunun hesabını ver bana bırak ermeniyi önce dünya bana hesap versin ondan sonra bende ermeniye hesap vereyim ama dünya bana bunun hesabını veremeyeceği için ermenileri öne sürüp duruyor.
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer KÖŞE YAZARI haberleri
E-Mail Bülten Kaydı
Bilecik Olay | Bilecik Haber
© Copyright 2013 Bilecik Olay. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Bakanlığı
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
BİLECİKSPOR