BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU VERDİ VERİŞTİRDİ

Birleşik Metal İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, ülkenin yangın yerine döndüğünü ve kimsenin sesini çıkartmadığını belirterek,”İşte bizim burada çok daha fazla ses çıkartmaya ihtiyacımız var” dedi.

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU VERDİ VERİŞTİRDİ

Birleşik Metal İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, ülkenin yangın yerine döndüğünü ve kimsenin sesini çıkartmadığını belirterek,”İşte bizim burada çok daha fazla ses çıkartmaya ihtiyacımız var” dedi.

İbrahim  Rafet Sünetci
İbrahim Rafet Sünetci
09 Kasım 2018 Cuma 14:52
259 Okunma
BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU  VERDİ VERİŞTİRDİ
Advert

Birleşik Metal İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, ülkenin yangın yerine döndüğünü ve kimsenin sesini çıkartmadığını belirterek,”İşte bizim burada çok daha fazla ses çıkartmaya ihtiyacımız var” dedi.

Bilecik’teki sendikacılarla bir araya gelerek, Bilecik Belediyesi Aile Çay Bahçesi önünde bir basın açıklaması yapan Birleşik Metal İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, ülkeye sahip çıkacaklarını ve krizin bedelini de krizi çıkaranlara ödeteceklerini belirtti. Serdaroğlu, “Tek başımıza da kalsak burada Sendikalar Birliği’ne mensup, sendikalar olarak da kalsak gücümüzün yettiği kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. O kadar çok ki anlatacağımız sorunlar, o kadar çok ki yaşadığımız sorunlar. Ana başlıklarla saysanız bunu açıklamakta belki saatlerce sürer. Bugün ülkede emekçilerin yaşadığı sorunlar, gün geçtikçe fazlalaşıyor. Krizin etkileri gün geçtikçe fazlalaşıyor. Emekçiler, fabrikalardan bir gün çıkışla karşılaşacağım diye geleceğini düşünen insanlar bu derinlemesine yaşıyor. İşte bizde bunları meydanlara taşıyoruz. Diyoruz ki; ey hükümet! Krizi kabul et ve ülkenin emekçilerine bu krizin saldırılarına karşı bir takım tedbirlerle korumaya çalış. Ama yapılmıyor” dedi.

“Yoksulluk sınırı 6 bin 585 liraya yükselmiş, açlık sınırı bin 900 liraya yükselmiş”

Serdaroğlu konuşmasının devamında, yeni milyonerlerin açıklandığını ve açlık, yokluk sınırının bir ay öncesine göre yüzde 20 oranında arttığını ifade ederek, Bugün yeni milyonerler açıklandı. Şu anda Türkiye’de milyoner sayısı 99 bine çıktı ve her ay artıyor. Yoksulluk her ay daha da fazlalaşıyor. Bugün açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı bir ay öncesine göre neredeyse yüzde 20 oranının da artmış durumda. Yoksulluk sınırı 6 bin 585 liraya yükselmiş, açlık sınırı bin 900 liraya yükselmiş. Dolar son bir yıl içerisinde döviz toplamında yüzde 70 değer kazanmış Türk parasının karşılığında son 1-2 ay içerinde yüzde 30 Türk lirası değer kazansa da yüzde 35’lik bir kayıp var. Ücretler sürekli olarak fabrikalarda ödenmeme gibi bir sorun ile karşı karşıya. Benzinin, mazotun fiyatını sözde vatandaşa yansıtmama için hareket ediyorlar. Doğalgaz, elektrik zamları her gün yeni, yeni kendisini hissettiriyor. Bakınız, enflasyon açıklandı. Ekim ayı enflasyonu 6’nın üzerinde çıktı.6’nın üzerinde enflasyon çıktı. TÜİK’in başkan yardımcısını görevden aldılar. TÜİK’in başkan yardımcısı, enflasyonun dairesi sorumlusuydu. Yerine kimi getirdiler? Damadın arkadaşını getirdiler. Niye? Yüzde 6’yı bize niçin haber vermeden açıkladınız diye. Şimdi enflasyonun yüzde 25’lere dayandığı, on binlerce işçinin işten atıldığı ve ülkede konkartoda ilan etme sırasına girildiği bir yerde Türkiye’de otomotivin satış oranlarının yüzde 75’e düştüğü bir yerde aylık borç ödemeniz 130 milyar Dolar’a geldiği, ülke borcunun 485 milyar Dolar’a, nerdeyse Gayri Safi Milli Hâsılanın yarısına geldiği bir yerde siz hangi parametreye dayanarak ülkede kriz yok diyorsunuz? Bizde var diyoruz” dedi.

“18 enflasyonun karşılığında işsizlik parasının getirisi yüzde 8’dir”

Enflasyonun karşılığında işsizlik parasının getirisinin yüzde 8 olduğuna değinen Serdaroğlu, “Bu ülkeyi yönetenler bile, bile işçinin parsasını Devlet Tahvilleri adı altında birilerine peşkeş çektiler ve Maliye’nin açıklarını kapatmaya çalışıyorlar. Siz yüzde 18 enflasyonun olduğu yerde, yüzde 8 işçinin parasını nemalandırıyorsunuz. Bu düpedüz o paraya göz koymak demektir. Şimdi bakınız, defalarca bunu söylüyoruz. Kıdem Tazminatı meselesi var. İşsizlik Sigortası yetmiyor artık. Orada biriken paralar yetmiyor. Şimdi sıra Kıdem Tazminatı’na geldi. Kıdem Tazminatı’nı yıllarca önümüze koyanlar derler ki, ‘Efendim bir seneye dolduramayan Kıdem Tazminatı alamayacak’ biz defalarca şunu söyledik biz, sizin gerekçeleriniz hiçbir şekilde karşılığı yoktur. Eğer Türkiye işçini seviyorsanız Kıdem Tazminatlarımızı bırakın fona devretmeyi gelin yeni bir düzenleme torba yasalarla bir düzenleme getirin, bütün işçiler bir günde çalışsa Kıdem Tazminatından yararlanır, işten çıkartılanlar tazminatsız işten çıkartılamaz. Eğer fabrikada batmışsa ücret garanti fonu kapsamında tazminatlar ödenir. Üç başlık altında getirin bakın hiçbir işçi tazminatsız kalacak mı? Ama bakıyorsunuz Kıdem Tazminatı’nın fona devredilmesi yeniden gündeme geldi. İşin ilgin tarafı şu: biz fon olmasın, fon işçi için kayıptır.

Şu anda 8,3 olan işveren maliyeti her ay için tazminat konusunda yüzde 1 buçuklara düşürülecek. Bunun bir sürü formilasyonu var. Ödenemedi takdirde devlet garantisi yok. Bu kadar olumsuzluklar varken, biz bunları sayfa, sayfa anlatırken, o yandaş basın birinci sayfada bu uygulamaya güzellemeler yapıyor. Diyor ki: ‘Herkes tazminat alabilecek’ hepsi yalan. Biz Kıdem Tazminatımızı hiç kimseye yetirttirmeyeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz. Enflasyon yüzde 25’lere çıkmış. Hiçbir tedbirde şu anda enflasyonu önleyecek tedbir içermiyor. Bakınız, faizler gizli faiz olarak yüzde 40’lara çıkmış. Bakmayın yüzde 25’ler denildiğine” ifadelerine yer verdi.

“Asgari ücret arttırılmalıdır”

Asgari ücretin arttırılmasını, asgari ücretin şu anki karşılığının bin 900 lira, açlık ücretinin de çok altında olduğuna da değinen Serdaroğlu, “Biz diyoruz ki; asgari ücret artırılmalıdır. Asgari ücretin şu anki karşılığı bin 900 lira açlık ücretinin çok altındadır diyoruz. Bunu sendikalar dillendiriyor. Ama bu dillendirmekle olmaz. Masaya yumruğunu vurmakla olur. Türkiye’de 7 milyon asgari ücretli gözüküyor. Bu asgari ücretliler bin 600 lira ile inim, inim inliyorlar. Hiç değilse yeni Kıdem Tazminatı açıklanana kadar, artırılsın 2 bin lira olsun diye bir girişim yapıldı. Ama Sayın Çalışma Bakanı “mevzuata aykırı” diyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu toplamak mevzuata aykırı diyor. İstediği anda Asgari Ücret Tespit Komisyonu çağrılabilir ve değerlendirmeler yapabilir. Mevzuat açıktır. Bugün asgari ücret en düşük memur maaşına getirilmeleridir. Sadece asgari ücretli değil şu anda ülkede 12 milyon emekli var. Neredeyse 10 milyonu asgari ücretin altında maaş alıyorlar. Bu arkadaşlarımız ikinci kez iş bulabilirse çalışmak zorunda kalıyor. İş olsun diye çalışmıyor onlar. Geçinemedikleri için çalışıyorlar” dedi.

“Emeklilikte yaşa takılanların hakları onları engelleyenlerin vebali var”

Adnan Serdaroğlu, Türkiye’de insanların yüreğini yakan başka bir sorunun daha ortaya çıktığını ve bu sorunun emeklilikte yaşa takılanlar sorunu olduğunu belirtti. Serdaroğlu, “ Bu insanların hakları, oyun içerisinde kural değiştirilerek haklarına ulaşımları engellendi. İkincisi de bu haklarını engelleyenler çıkıp televizyonlarda, halkı birbirine kırıttırmaya çalışıyor. Ne diyor, ‘Sizin yükünüz 750 milyar. Ben sizi milletimin başına bela etmem’  bu 7 milyon insanı milletten saymıyor musunuz siz? Bugün 38 yaşında emekli olanlar var deniliyor. Hiçbir insan 38 yaşında emekli olmuyor. Bugün en düşüğü 45 yaşında arkadaşlar. Eğer siz emekliye adam gibi yaşayacağı bir maaş vermiyorsanız, çift dikiş yapar. Bu insanlar yaşamak zorunda. Emekli olamayanlar, olduktan sonra iş bulamayanlar, iş bulsalar da orada ölümüne yaşamak durumunda kalıyorlar. Bu insanlar sevgili arkadaşlar, beyninin bir tarafına yazı. Bunlar unutulmaz. Emeklilikte yaşa takılanlara haklarını vereceksiniz! Emeklilikte yaşa takılanların hakları onları engelleyenlerin vebali var. Bu emekçiler 30 yıl emek dökmüş. Siz bunların haklarını engelleyemezsiniz. Bakınız Zorunlu Bireysel Emeklilik diye bir uygulama çıkarttılar. İşçiler ayrıldıkça zorla oraya sokuyorlar.

Böyle bir demokrasi olmaz. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde böyle bir şey yoktur. Bakınız Gebze bir iş yeri var Flormar diye. Orada işçiler 180 gündür eylem yapıyorlar. Niye biliyor musunuz? 130 tane insan çıkartılmış işçi. Bunun nerdeyse 100 tanesi kadın çalışan. Asgari ücretle çalışıyor, çok kötü şartlarda çalışıyor ve sonunda isyan ediyorlar diyorlar ki biz sendikaya üye olacağız. İşçiler anayasal hakkını kullanmak istiyor ve her yerde olduğu gibi kendisini kapının önünde buluyor. Çocuğuna ekmek götüremiyor kadın işçiler. 100 tane kadın işçi atılmış. 130 kişi orada 180 gündür eylem yapıyorlar ve hiçbir Allah’ın kulu bu ülkeyi yönetenler, o vicdansız insanlar gidip oraya sizin haliniz nedir diye sormuyor. O saldırgan Fransız işverene cezasını vermiyor. Sen nasıl benim anayasal hakkımı engelletirsin diyemiyor. Diyemiyor arkadaşlar. Siz orada anayasal hakkını kullandırtmazsanız veya kullanılması için gerekli ortamı sağlamazsanız, ülke yöneticileri olarak, herkes onu örnek görür ve hiçbir yerde sendikal örgütlenmeye müsaade etmezler” şeklinde konuştu.

“Öyle yüreğimiz yanıyor ki saatlerce anlatabiliriz her konu başlığını”

Serdaroğlu son olarak, “Ben anayasal hakkımı kullanamıyorum, örgütlendiğim bütün yerlerde işçiler atılıyor, yıllarca mahkemeler sürüyor. Sonra TOBB Türkiye Odalar Borsalar Birliği gidiyor hükümete diyor ki işe iade davaları hep işveren lehine sonuçlanıyor. Bunu değiştirin diyor. Değiştiremiyorlar, cesaret edemiyorlar. Ama ne yapıyorlar, zorunlu arabuluculuk sistemini getirerek atılan işçilerin, işverende hakkı kalan işçilerin neredeyse yüzde 40’ına 50’sine alabileceği bir düzeni onların önüne zorla koyulmak. Şimdi işçi zorunlu arabuluculuğa gitmeden dava açamıyor arkadaşlar. Böyle bir demokrasi olur mu? Önce ben arabuluculuğa gideceğim, anlaştırın beni diyeceğim veya benim param yok, avukat tutamıyorum, efendim şu anda cebime para girmesi gerekiyor, yüzde 50’sine de razı oluyorum, yüzde 40’ına razı oluyorum. İşte insanları böyle perişan ediyorlar. Öyle yüreğimiz yanıyor ki saatlerce anlatabiliriz her konu başlığını. Bir havaalanı eylemi oldu, insanlar şunu söylediler; üçüncü havalimanında dediler ki biz tahtakurulu yataklarda yatmak istemiyoruz. Biz yemekhanelerde köpeğin bile yiyemeyeceği yemekleri yemek istemiyoruz. Biz maaşımızı 4 aydır alamıyoruz. Maaşımızı almak istiyoruz. Biz vatanımızı seviyoruz, birileri vergi kaçırıyor ve ücretlerimiz bordroya yansıtılmıyor. Bunun için önlem alın dediler, o çocuklar vatan haini oldu. Hepsini içeri attılar. DİSK’e bağlı inşaat sendikasının genel başkanı da şu anda içerde. Niye biliyor musunuz? Onları sendikaya üye yapmak istediği için içerde.

Baskı yapıyorlar, eylem yapanın tepesine biniyorlar, başkalarına da siz de yaparsanız, siz de böyle olursunuz diyorlar. Sevgili arkadaşlar milliyetçiliği, vatanseverliği, mangalda kül bırakmayan insanlar, orada vergi kaçırıyorlar vergi. O çok sevilen Cengiz Holding’in patronu var ya Mehmet Cengiz, işte havaalanı yapan o. Hani siz milliyetçiydiniz. Neden vergi kaçırıyorsunuz? Vergi kaçırmak vatana ihanetle eş değil mi? peki hükümet, senin işçiler şikayet ediyor, burada vergi kaçırılıyor diye, niye müdahale etmiyorsunuz da işçileri gözaltına alıyorsunuz. İşte böyle vergi adaletsizliğini sürdürmek için kurumlar vergisi yüzde 20 işçiler yüzde 15’le başlıyor. Yüzde 35’e kadar çıkıyor eğer şans eseri biraz ücretleri yüksekse. Kurumlar vergisi yüzde 20 ama gidin bakın o verginin verilmesi gereken verginin 3’te birini bile vermiyorlar. Ya yatırım yaptık diyorlar, ya zarar ettik diyorlar, ya da başka gerekçelerle. Yük işçinin sırtına biniyor. İşte onun için arkadaşlar diyor ki biz vergide adalet istiyoruz diye ve bu doğru talepleri birileri tarafından hala duyulmuyor arkadaşlar. Örneğin taşeron meselesi Türkiye’de. En can alıcı noktalardan birisidir. Bakınız bugün kamuda güven yayı ortadan kaldırıyorlar. 650 sayılı yasa değişecek. Hiç kimse kamuda ben güvencedeyim diyemeyecek. Onun yerine ne getiriyorlardı, taşeron sistemi. Ve sözleşmeli işçi sistemi. Ve bugün sözleşmeli işçi sayısı kadroluyu geçmiş durumda. Taşeron arkadaşlarımıza tabiri caizse öyle bir zarar verdiler ki ömür boyu unutamayacak zararı verdiler.

Hiçbir sözü tutmadılar, o taşeronların mahkeme ile kazanmış olduğu haklarını vermemek için onları kandırdılar, kadroya geçireceğiz dediler ve büyük bölümünü mağdur bıraktılar. Taşeronların büyük bölümü mağdur durumda. Siz bir tek kişi olarak ve her enformasyon aletini canlı olarak yayınladığı yerlerde bir şeyler söylüyorsunuz ve hiç kimse doğru veya yanlıştır diyemiyor. Biz diyoruz ki, bugüne kadar emekçilerle ilgili söylenen şeyler doğru değildir. Bizler Toplu Sözleşmelerle, alın terimizi almaya çalışıyoruz. Onu da engellemeye çalışıyorsunuz. Biz onun için diyoruz ki, Sendikalar Birliklerini güçlendireceğiz. Ülkede adım, adım dolaşarak haksızlıkları dile getireceğiz. Bu mücadeleyi, yeri geldiği zaman bize yanlış yapanlara gereken dersi verecek şekilde taçlandıracağız” dedi.

Anahtar Kelimeler:
BİLECİKHABER
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.